BİYOGRAFİSİ

Seyfi, Seyyid Seyfi, Seyfullah, Seyyid Nizamoğlu ve Nizamoğlu mahlaslarını kullanan Seyyid Seyfullah, İmam Hüseyin’in oğlu İmam Zeyn’ül Abidin Ali (712) soyundan Seyyid Nizameddin’in oğludur. Soy zincirini kendisi, “Mir’rac’ül – Mü’minin” adlı ve mesnevi tarzındaki risalesinin sonunda, ayrı bir mesnevi ile tespit eder (Divan; İst. Kocamustafapaşa Şeyhi Yahya Mat. 17 Ramazan 1288; s. 18 – 19). Babasının da Nizami mahlasıyla şiirleri olduğunu, divanın sonundaki bir şiirinden öğrenmekteyiz.

Halvetiyyeden Sinaniyye kolunu kuran ve 958’de (1551) İstanbul’da vefat edip Eyüp’te, Oluklubayır’daki tekkesine defnedilen şair Ümmi Sinan’dan hilafet almıştır (Ümmi Sinan için Osmanlı Müellifleri’ne bk. c. 1, s. 20-21). Tarikat zincirini de aynı risalede nazmen kaydetmektedir (s. 17-18). İstanbul’da 1010 hicride (1601 – 1602) vefat eden Nizamoğlu, Kocamustafapaşa’dan Silivrikapısı’na giden yol üstünde, tekkesinin avlusuna defnedilmiştir. Ümmi Sinan’ın halifesi olduğuna bakılırsa uzun ömürlü olduğu anlaşılır.

Seyyid Seyfullah’ın eserleri, divaniyle aynı cilt içinde basılmıştır. Eserleri şunlardır:

1. Mi’rac’ül – Mü’minin.
Abdestin, namazın zahiri ve batını anlamlarını bildirir; sonunda, yukarıda arzettiğimiz gibi soy ve tarikat zincirlerini bildiren iki manzumesi vardır ki Osmanlı müellifleri, bunları da iki ayrı risale saymaktadır.

2. Cami’ul – Maarif.
Başta gazel tarzında on şiiri, bir kıt’a ve iki beyti, sonra mesnevi tarzında, Tanrı adlarını bildiren bir şiiri, sonunda da Hz. Peygamber’in, dört halifenin, Oniki İmam’ın, dört mezhep müçtehidinin adları geçen bir münacaatı muhtevidir. En sonda da dört şiir ve Tanrı adlarını anarak süluk etmeyi kabul eden sufilerin “Atvar-ı Seb’a” dedikleri, nefsin yedi tavrını bildiren yedi şiir vardır. Osmanlı Müellifleri bu son kısmı da ayrı bir risale sayıyor.

3. Şeref-i Siyadet.
Yedi kıt’a, on bir gazel, iki beyit, dört mesnevi, bir terkipten meydana gelen bu risale, seyyitliğin, yani Hz. Peygamber soyundan gelmenin yüceliğini ve Peygamber soyunun çektiklerini anlatır.

4. Ma’den’ül – Maarif.
Bazı ayet ve hadislerin tasavvuf esaslarına göre ve şiirle tefsir ve şerhidir.

5. Esrar’ül – Arifin.
Mesnevi ve gazel tarzında sekiz şiirdir. Sonunda Hz. Peygamber soyuna sevgi beslemenin faziletleriyle onları sevmemenin kötülüklerini bildiren bazı hadislerin metinleri de vardır.

6. Divan.
İki yüze yakın gazel tarzındaki şiirle üç murabba’, üç müseddes, sekiz terci’, bir terkip, iki mesnevi, beş kıt’a ve on yedi beyitten meydana gelmiştir. Şiirlerin yirmi bir tanesi, Oniki İmam’a övgüdür. Bunlardan başka elli iki tane heceyle yazılmış şiir vardır. Sondaki Süluke dair şiiri “Osmanlı müellifleri” ayrı bir risale saymaz.

Ca’feri mezhebinden olduğunu açıkça bildiren Seyyid Seyfullah’ın Hurufilik inançlarını belirten şiirleri de vardır; fakat bunlar, devrin geleneğine uyulup yazılmış olduğundan onu, tam bir Hurufi olarak kabul edemeyiz.

Yunus yolunu tutanlar arasında ona hem eda, hem müedda bakımından en fazla yaklaşan, hiç şüphe yok ki Seyyid Seyfullah’tır; hatta o, çağında pek de kullanılmayan “yad, yaman, yahşi, dirlik, soru, assı, yetmek, dolu (şarap, içki), kendözü, ıssı, isteyü, olavuz, bular” gibi sözleri ve sigaları kullanırken şüphe yok ki Yunus’un tesiri altındadır; hatta devrini kınarken zulmedenlerin hepsinin de “yağı tatar” olduğunu söyleyerek Yunus’un sözünü tekrarlar. Bütün bu yönlerden Nizamoğlu’yu, Yunus’u, Eşrefoğlu’dan daha fazla temsil eden bir şair olarak kabul edebiliriz.

Ehlibeyt sevgisi, Vahdet inancında ileri bir görüşe sahip oluşu bakımından Seyyid Seyfullah’ı, Bektaşi ve Hamzavilerin de benimsediklerini söyleyebiliriz.

SANATÇININ RESMİ

REKLAM