BİYOGRAFİSİ

Ozan Aynur Akçay, 19 Haziran 1972’de Ankara Çankaya’da, üç odalı, parmaklıkları boncuk mavisine boyanmış en çok da büyük balkonunu sevdiği sobalı evde dünyaya geldi.

Aslen Ardahanlı’dır. Babası Ardahan’ın Çeğilli köyünden, annesi Kazlıköy’dendir. Beş çocuklu ailenin en büyüğüdür.

İlkokulu Akşemsettin İlkokulunda okudu. O yaşlarda istediği tek şey öğlenci olmaktı. Sokak lambalarının şehri aydınlattığı sabahın karanlığında okula gitmek, boyundan büyük kar yığınları ile mücadele etmek zor geliyordu ona. Orta okulu yine ilkokulunun yanı başında olan Akşemsettin Ortaokulunda okudu. Ve yine sabahçıydı. Şiir ile tanışması o yaşlarda oldu.

Akçay, Henüz on iki yaşında, ders çalışırken bir şiir yazdı, kenara bıraktı. Babası fark etti o yazdığını.

– “Bizim kız aşık mı olmuş?” dedi annesine.

O günden sonra babasının karşısında devamlı aşık olan bir kız evlat olarak görülmek istemedi. Ve şiirlerini defter arkalarına yazmaya başladı.

Aynur Akçay’ın henüz on iki yaşındayken, yazdıkları onun için hayal alemi, iç dünyası, karalamaydı. O yüzden onun defterleri hep çabuk biterdi. Okul bittiği vakit o defterler çöpe giderdi. Bir gün şair olabileceğini hiç düşünmedi. Orta okul bittikten sonra Ayrancı Ticaret Lisesi Bankacılık Bölümü’ne başladı. Şiirlerini defter arkalarına yazmaya devam etti. Lise bitiminde üniversite sınavlarına girdi, kazandığı bölüm gönlündeki meslek değildi ve gitmedi.

Doğduğu şehirden ayrıldı. On yedi yıl yurdun başka şehirlerinde yaşadı. Özge ve Fatih adında iki çocuğu da ilkokula giderken törenlerde onun şiirlerini okudular.

On yedi yıl sonra tekrar şehrine yerleşti. Şiiri çok seviyordu. Şiir okumayı çok seviyordu. Gökhan Temur ile tanıştı. Temur hoca ona kısa bir süre şiir hakkında bilgi verdi. Önce kalemi bırakmak istedi, biraz çekindi. Ancak Temur hocanın ısrarı ve şiir sevgisi, tekrar kalemi sevmeye yeterli oldu. Temur hocası kalemine bir yol açmıştı. Korkmadan ilerlemesini istiyordu.

Bir gün Temur hoca kendisine;

– “Artık hocaların hocasına gitme zamanın geldi” dedi.

Ve Aynur Akçay’ı, Orhan Halis Bahçıvan ile tanıştırdı.

Orhan Halis Bahçıvan, zaten eğitimci bir kökene sahip ilim deryasıydı. Uzun bir süre Halis hocasından ders aldı. Şiir yazmanın, kelimeler dizesi değil, gönül kelamı olduğunu ve bu gönül kelamının gönüllere hitap edeceğini hocasından öğrendi. Şiir yazmanın dışında, usta kalemler ve edebiyatçılardan bilgi edindi. Ofladığı, zorlandığı zamanlarda bile, Halis hocası O’na gereken motivasyonu veriyordu. Ve O, kalemi daha çok sevdi.

Orhan Halis Bahçıvan kendisine “Ozan” mahlasını verdi. Şu ana kadar hatırladığı şiir sayısı üç bin beş yüzdür. Yazıp attıklarını saymıyor bile. Yazdığı şiirler bestecilerde bulunmaktadır. Ayrıca birkaç şiirini kendisi seslendirmiştir. Kitap hazırlığı içindedir.

Ozan Aynur Akçay, düşüncelerini kaleme dökme aşkının, bitmeyen bir sevda olduğunu anladı.

SANATÇININ RESMİ

REKLAM